ALTIN 220,2022
DOLAR 5,5976
EURO 6,4506
BITCOIN $6.544

Yurttaş Duyarlılığı

19.08.2018
A+
A-
Yurttaş Duyarlılığı

Gazeteler yazmıştı;
Eski MİT Müsteşar Yardımcısı
Mehmet Eymür’ün emekli olduktan sonra
verdiği bir röportajda, “Türkiye’de solu
bölmek için Doğu Perinçek ’e İşçi Partisini

kurdurduk” dediğini…

Doğu Perinçek, ne olduğunu nereden çıktığını
hala kimsenin anlamadığı bir Kemalizm’den tutturup
öyle şeyler söylüyordu ki; Atatürk kim,
Mustafa Kemal kim, Cumhuriyet nedir, Cumhuriyet Halk
Partisi niçin var, solcu kim, solculuk nedir, emek ile
sermaye nasıl birleşir, nerede çelişir, sınıf bilinci nedir ve
böylece uzayıp giden konu ve kavramlar üzerinde,

işin özünü bilen çok az kişinin dışında, Türkiye’de herkeste
yarattığı kafa karışıklığından ötürü kitleler hep,
sola ve CHP’ye mesafeli durmak zorunda bırakıldı.

Doğu Perinçek ve benzerlerinin hizmet ettiği
kesimlerin ameli, salt bununla sınırlı değil elbet.

Bununla, sadece solun içe patlamasını ve kendi içinde
didişerek güç kaybetmesini sağlıyor, halk nezdinde de
bundan kaynaklı bir antipati yaratıyorlar.

O kesimler, Atatürk döneminde yeltenmeye dahi
cesaret edemediklerini onun ölümünden sonra
birer birer hayata geçirmeye başladılar:
Türkiye’yi göbekten bağımlı hale getirmek
amacıyla,
Marshall planıyla yola koyulup önce dini
siyasetin emrine soktular. Sonra 12 Mart Muhtırası,
24 Ocak Kararları, 12 Eylül Darbesiyle kervanı yolda
düzdüler. Sonra da önlerinin açık olduklarını gördükleri
noktada milletin iradesi dedikleri Adalet ve Kalkınma
Partisini kurarak,
onun marifetiyle Türkiye Büyük

Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gibi sağlam kuvvetler
ayrılığı üzerinde yükselen, dünyanın en güçlü ordularından
Türk Silahlı Kuvvetlerinin gözetim ve korumasında
hiç yıkılmayacağını sandığımız demokratik
Türkiye Cumhuriyeti Devletini,
Cumhuriyet Halk Partisi hariç tüm kurum ve
kurallarıyla birlikte yerle bir ettiler.

Ekonomik varlıklarının tamamını sattılar.
Geriye bir tek insan unsuru kaldı. Onu da iradesini
çalarak, beynini yıkayarak, Allah ile aldatarak
kutuplaştırdılar, böldüler, kolay yutulur lokma
haline getirdiler.

Gelinen noktada,
Halil Amcanın ineğine verdiği samanın,
Ayşe Teyzenin pazardan aldığı fasulyenin dahi
dışarıdan ithal edildiğini görüyoruz. Dolayısıyla
aynı minvalde gidildiğinde, korkarız bundan
sonraki adımın büyük Türk Milletinin topyekun
başkalarına yem olacağıdır.

İşte böyle zamanlarda tıpkı rüzgar gibi
tarihin de yön değiştirme adeti vardır.
Bunu en iyi bilenler Türkiye’yi bu makûs
gününe taşıyanlardır. Onlar ki,
Türkiye’nin bu makûs talihini yenecek,
tarihin yönünü değiştirerek Türkiye’yi bu baş aşağı
edilmiş halinden kurtarıp yeniden ayağa kaldıracak
güçlerin hareke geçmesini önlemeye yönelik
tedbirleri de almaktadırlar.

İşte o tedbirlerin en alasının,
Muharrem İnce ve taifesi öncülüğünde
CHP’de başlatılan olağanüstü kurultay süreci
olduğuna şahit olmuş bulunuyoruz.

Söyler misiniz Allah aşkına;
Türkiye böyle beka sorunu yaşayan bir haldeyken,
onu bu halinden kurtarma iradesini göstererek
ülke çapında ivme kazanıp harekete geçme
ihtimali olan bütün muhalif güçlerin bileşkesi olabilecek
Cumhuriyet Halk Partisini işlevsiz kılmaya çalışmak,
haktan reva mıydı?

İki defa partinin genel başkanlığına aday olmuşsunuz,
oraya teveccüh edilmemenize rağmen partideki varlığınıza
önemli bir değer atfedilerek bizzat genel başkan
Kemal Kılıçdaroğlu tarafından cumhurbaşkanlığına
aday gösterilmişsiniz. Partiniz, tüm varlığıyla size
destek sağlamış. Seçimi kaybedince de sorumlusu
oymuş gibi dönüp yel değirmenlerine yaptığı taarruz
misali Donkişot’ça sizi aday gösterene
saldırıyorsunuz.

Ona saldırının, partiye yapılmış olacağı
gerçeğini unutmuş bir aymazlıkla!

Kendinizi Erdoğan’la özdeşleştirmiş gibi dur durak
bilmeyen bu inatçı bu ihtiraslı çıkışlarınızın arkasında
dünyanın bütün neoliberalleri, ırkçıları, dincileri olsa da
partinizi hırpalayarak güçsüzleştirmeye çalışmanız,
onun metanetini ve kendisine biçtiği tarihsel geniş görüş açısını değiştiremeyecektir. Zira CHP, kimsesizlerin kimsesi
Cumhuriyeti kurandır.

Hayattaki tek yol gösterici olan bilimi bize rehber
yapandır. Yurdumuzda ve dünyada her an ihtiyaç
duyulan barış ve huzur ortamını getirendir.

Bilimsel ve akılcı düşünme özgürlüğünü bize tanıyandır.
Ve CHP, yayılmacıların ve işbirlikçilerinin ülkemizde
fethetmeyi başaramadıkları tek kale, söndüremedikleri
tek umuttur.

Sartre der ki; “İnsan, söylediklerinin değil
yaptıklarının kendisidir.”

Gelecekte bir gün insanlar 21. yüzyılın demokrasi
tarihine baktıklarında, genel başkanınızın önderliğinde
partinizin gerçekleştirdiği adalet yürüyüşü,
demokrasiyle bağdaşmayan yüzde onluk seçim barajının
meşru zeminde sıfırlanması ve ülkede can çekişen demokrasiyi
kurtarmak uğruna bir kolunu bir kanadını koparırcasına
yeter sayıda milletvekilini seçime sokulmayan bir başka
muhalefet partisine grup kurması için vermesi,
ilk okuyacakları konu başlıkları olacaktır.

Genel başkanınızın, düşmanın bile aklını
şaşırtan bu taktikleri tıpkı Atatürk’ün daha önce

yaptıkları gibidir. Bu soylu, bu ilkeli duruşa güç katıp
hep birlikte ülkeyi getirilen felaketin eşiğinden kurtarmak varken,
Truva Atı olup partiyi de ülkeyi bitiren haramilerin
kolay bir hedefi haline getirmek niye?

Peki, siz ne yaptınız? Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde
partinizin sol, sosyal demokrat, sosyalist karakterinin dışına çıkıp,
halkın tamamında toplumsal sınıf bilinci yokmuş gibi davranarak,
boş laf üretip söylemede neredeyse Erdoğan’la aynılaştınız.

Partinizin sizi aday yaptığını unutunuz.
Egonuzun aleyhine fedakarlıklarda bulunacak
bir devlet adamı kimliği sergileyeceğinize,
kendinizce bir benmerkez kurarak,
egolarınızı yerleştirdiğiniz o yerden gazel okuyarak
herkesin oraya yönelmesini beklediniz.

Halk bunu gördü ve altı benzer aday arasından yine
Erdoğan’ı tercih etmek zorunda kaldı. Siz başka olmak
durumundaydınız ama olamadınız.

Değişim talebinize gelince;
Herakleitos’un dediği gibi,

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.”

Fakat değişimin de bir zamanı bir zemini vardır.
Koşullar oluşunca zaten yaşanacak değişimin önünde
hiçbir güç duramaz. Yalnız dikkat edin, elinize tutuşturulan
o sihirli sandığınız değnekle kendinize yakıştırdığınız değişimi
yapacak ortamı hazırlamanız ne yazık ki mümkün değildir.

Her nesnel veya yapısal varlığın,
değişimle beraber kendi cevherini geleceğe taşıyarak
özünde koruması gibi, CHP’nin de kendi cevherini geleceğe
taşıyan, ayrıca kendisini ve cevherini dönüştürmeye çalışan
etmenleri de bünyesinden atan bir geleneği vardır.
İşin bu noktasında dönüp sizin yarattığınız kuru gürültüye
bakıldığında, ne yazık ki yaptıklarınızın CHP’nin kendi
özüne ve cevherine aykırılık teşkil ettiği açıkça görülüyor.

Bu kadar yol geldikten sonra yeniden konunun başına
yani özüne dönecek olursak; İnsanlık tarihi doğru ile eğrinin
çatışmasından ibarettir. Demokrasi, günümüzde en yaşanılır
olarak bilinen toplumsal düzendir. Atatürk’ün açtığı ve
ülkemizde bizi erince götüren bu demokratik yolda,

onun önderliğinde güvenle yürümek hepimiz için büyük
bir mutluluktur. Dolayısıyla, söylemek istedikleri şarkılarla
kafa karışıklığı yaratarak bizi aldatmaya, bizi bu yoldan
saptırmaya çalışan kurnazlara ve söyleyecekleri şarkıların
bestesini, güftesini yapan arkasındaki fikir babaları veya
yol göstericileri olan çok daha kurnazlara hiç kimse itibar
etmeyecektir.

Bize gelince; partinizin üyesi değiliz.
Söz söyleyebilmek için üye olmak da gerekmiyor.
Bizimkisi yurttaş duyarlılığıdır.

Türk Devrimiyle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nin
demokratik ve modern bir devlet inşa etmeye çalışması,
milletimizin dilini, kültürünü, tarihini anlaşılır kılma ve
evrensel ölçülerde geliştirme gayreti, inancı her türlü
hurafelerden arındırarak siyasetin malzemesi, insanın insana
kulluğunun, köleliğinin sebebi olmaktan çıkarması, eşit ve
onurlu bir halk yaratmış olmasıdır bizi duyarlı kılan.
Biz, Atatürk’ün kurduğu erdemli
Cumhuriyetin yurttaşıyız.

Dolayısıyla ilelebet yaşatmaya kararlı olduğumuz
bu Cumhuriyetin maruz kaldığı her nevi saldırıya karşı
ülkemizin sınırları dahilinde ve her konuda hiç kimse ve
hiçbir güç doğru bildiğimizi söylemekten bizi
alıkoyamayacaktır.

Esma Gümüş/Ressam/18 Ağustos 2018 Bursa

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.